All That Jazz’in Göcek’ten Bodrum’a gelişi.

1.Gün / 14 Temmuz

Ekip 13 Temmuz akşam üzeri toplandı. Biz Erbil’le Brüksel’in yağmur ve kapkara gökyüzünden kurtulup Göceğe geldiğimizde, Ayşegül’ü teknede gadget’ları ile oynarken,  Ahmet’i ise İstanbul – Midilli – Balıkesir – Göcek etabını tamamlamış, pantonlarda emekli albay modunda tekneleri teftiş ederken bulduk.

Amacımız Ayşegül’ün yeni teknesi All that Jazz’i ay sonundaki bir sefere hazırlık olarak Göcek Marintürk’teki evinden Bodrum’a götürmek. Jazz 6 yaşlarında 45 ft bir Jeanneau Sun Odyssey ve bütün tekneler gibi o da fıstık bir kız.

Biz yol boyu rakı-balık diye sayıkladığımızdan soluğu Özcan’da aldık. Bol muhabbet eşliğinde gelsin közde patlıcanlar, gitsin ızgara kalamarlar şeklinde bir akşam yemeğinden sonra güzel bir uyku çektik.

mymarina
Jazz @ My Marina, Ekincik

İlk gün Erbil’le ben uyurken Ayşegül ve Ahmet 7:30 gibi tekneyi marinadan çıkarmışlar. Biz ancak Göcek’ten ayrıldıktan sonra toparlanabildik. Rüzgar 5+ civarındaydı, bayağı hızlı ve keyifli yelken yaptık, öğleden sonra 2:30 gibi de Ekincik My Marina’ya girdik. Jazz çok güzel gidiyor, orsası da gayet iyi.

My Marina’da geceleme 70TL. Duş ve tuvalet için bayağı bir tırmanmak gerekiyor ve her nedense günün bazı saatleri, mesela 12 – 15 arası kapalı. Neyse ki biraz daha tırmanınca insanların doğal ihtiyaçları ile ilgili daha liberal bir tavır sergileyen restorana ulaşabiliyorsunuz.

Bizim için bu yılın ilk doğru dürüst denize girişi buraya denk geldi.  Yanaştığımızda deniz biraz çırpıntılıydı ama akşam üzeri toparladı, keyifle yüzülecek kıvama geldi.

Akşam yemeği My Marina’nın çam ağaçlarının arasındaki güzel restoranında yine rakı – meze – balık ile geçti. Ahtapot ızgara başta, hem yemekler hem de manzara süperdi, dolayısı ile abartıldı. Oturup hesapladım, buraya ilk 1991’de gelmişim, yıllardır hiç bozulmadı.

Manzara demişken bu aralar dolunay küçülmekte , ama dünyaya çok yakın olduğundan super moon denilen durumda. Özellikle doğarken ki renkleri inanılmaz.

2. Gün / 15 Temmuz

Gece bizim kamara çok sıcaktı, pek uyuyamadık. Sabah ilk iş denize atlayıp rahatladım. Tekne tatilinde en sevdiğim şeylerden biri uyanıp soluğu denizde almak. Deniz o saatlerde serin ve dalgasız oluyor, uyanmak için birebir.

J12My Marina’dan 9:00 civarında çıktık. Bugünkü hedefimiz Bozburun. Yolda hava giderek sertleşti, dalga yükseklikleri çok arttı.  Sabahtan fena değildi ama özellikle öğleden sonra Erbil dümende saatlerce dalgalarla boğuştu durdu, o kadar ki uzunca bir ara yerimizde saydığımıza adım gibi emindim. O rüzgarda genoanın kenarı yandaki çelik halatlara sürtünmekten bir karış kadar sökülmüş, büyümese bari.

Bu rotanın büyük bölümü orsa seyriyle kuzeye tırmanarak geçecek. Neyse ki Poseidon’a göre hava bütün hafta boyunca 4-5 arası görünüyor.

Akşam 5 gibi Bozburun’a girince hem Jazz hem de biz rahatladık. Girişte iskele tarafında Bozukkale’nin tam altındaki ilk restoranın (Ali Baba) iskelesinden tonoz alıp palamar halatı bağladık. Burası Akdeniz kıyılarındaki onlarca benzeri gibi 10 adet civarında teknenin tonoz alabileceği bir iskele ve köşede de salaş bir restoran. Elektrik-su yok.  Bozukkale’ye çıkan yol üzerine iki barakaya duş ve tuvalet yapmışlar. Tırmanmak gerekiyor ama tertemiz ve bakımlı. Deniz de serin , sakin ve çok çok güzel, insanın sudan çıkası gelmiyor. Ben de pek çıkmadım zaten.

Gece yine rakı – meze – sohbet ile geçti. Herkesin keyfi yerinde. Yemekler çok özel değil, ama olan çeşitler lezzetli, servis de iyi ve güler yüzlü. Bir de tabii bu tarz kıyı restoranlarına özgü fırın ekmeği getiriyorlar, hem çok lezzetli hem de özellikle geç bayatladığından tekneler için idael. Bol bol yedik, sabah kahvaltısı için de ısmarladık.

Minik iskeleden yıldızlara bakarken alışık olmadığımız parlaklıkta bir gezegen gördük. i-Phone’uma göre Satürn’müş.

3. Gün / 16 Temmuz

Sabah Bozukkale’de denize girip 9:30 gibi çıktık. Datça önlerine kadar çok keyifli bir yelken seyriyle geldik. Burnu dönünce rüzgar true 20 kn’ye çıktı, dalgalar çok büyüdü. Sürekli orsa gidiyoruz, daha çok da dalgalarla boğuşuyoruz. Bu arada genoadaki minik yırtık da rüzgarda iyice büyüdü.

Jazz
All That Jazz

Günün son tramolalarından birinde sağ işaret parmağımı burktum, bir anda davul gibi şişti. Tamamen kendi hatam. Buz – Arnica kürüne başladım. Zaten teknede herkes sürekli Arnica alıyor. Ahmet’in omzu rahat vermiyor, Ayşegül’ün ve şimdi de benim parmaklarımız.

Knidos’a bu havada çıkmaktan vaz geçip Palamutbükü’ndeki balıkçı barınağına yanaşmaya karar verdik. Tonoz yok, demir atıp kıyıya palamar verdik, daha doğrusu kıyıdaki görevlinin talimatlarına uyup 3 metre suya 70 metre zincir döşedik. Bu adamların sözü niye dinlenir onu da bilmem. Bir arkadaşım benzer bir durumda ona sözde yardıma çalışan bir kaptana Pisagor teoremini anlatmak zorunda kalmıştı.

Kıyıdan su ve elektrik aldık. Gecelik ücret 50TL.  Rivayete göre kazandıkları paralarla seneye tonoz döşeyeceklermiş.

Yanaştıktan sonra daha tekneyi toplayıp rahatlayamadan ben derinden bir yanık bakalit kokusu aldım. Bir de baktık şehir elektriğini taşıyan devre yanmaya başlamış, sigorta kutusundan dumanlar çıkıyor, alev almasına ramak kalmış. Hemen şehir elektriğinin kesip tüpü kapattık, erken farkettiğimiz için çok problem olmadan atlattık ama hepimizin, doğal olarak da en çok da Ayşegül’ün sinirleri zıpladı. Tabii rahatlamak için mecburen teknede salatalıklı gin-tonic ile Datça’nın meşhur taze bademlerine gömüldük.

Not 1: Dışarıdan elektrik alınca bir süre teknede oyalanıla.
Not 2: Teknede ilgi çekmenin en hızlı yolu ‘Bu teknede birşeyler yanıyor’ diye bağırmak. Bir anda herkes başınıza toplanıyor.

Palamutbükü’ne gelmeyeli çok olmuş, burası da o arada çok değişmiş, minik otelleri, kumsalda saz şemsiyeleri, yol boyu sıra sıra restoranlarıyla on-onbeş yıl öncesinin Türkbükü’sü olmuş. İyi mi kötü mü bilemedim. Zamanın şartları diyelim.

Akşam deniz kıyısına masa atmış restoranlardan birinde çok da abartmadan yiyip içtik. Erkekler, Damla diye yerel bir tatlı varmış, ona giriştiler. Hafif şerbetli ve bademli bir cins ev baklavası.
Gece kamara ilk defa serin oldu, güzel bir uyku çektim.

4. Gün / 17 Temmuz

Sabah uyanır uyanmaz Palamutbükünden çıktık. Yanaşırken balıkçı barınağındaki diğer teknelerin üzerine demir zinciri döşediğimizden eminim herkes için hayırlı bir karar oldu.

Jazz2
Crew

Yolda Knidos’a uğradık. Knidos limanı rüzgar alsa da iyi korunaklı bir doğal liman. Antik kent kalıntıları ,amfitiyatro, Dionysus ve Aphrodite tapınakları ve batık mendirek bugün bile çok etkileyici.
Masmavi denizi ve minik limandaki tek tük yelkenlileri ile Knidos çok davetkar görünüyordu. Yolumuz uzun olduğu için oyalanamadık ama herkesin aklı kaldı. En kısa zamanda tekrar uğramak şart.

Knidos burnunun kaya duvarında rüzgar ve deniz yüzyıllarca uğraşıp didinip kendi heykellerini yaratmışlar. Erbil’le burunda oturup kayalara bakarken yaşlı bilge bir erkek yüzü, onun hemen yamacında bir kaç tane büst, tam burunda da anakaradan kopup denize düşmüş naralar atarak yürüyen iki ayyaş figürü gördük. Hayal güçleri yıllardır okunan – seyredilen Lord of the Rings ve Game of Thrones etkileriyle şartlanmış.

Benim parmak hemen hemen normal boyunda, ama bugün de – biraz acıdan daha çok da Erb laf etmesin diye – işe güce karışmıyorum. Zaten başlangıçta Kos rüzgarımızı kestiğinden motora kuvvet gittik, sonrasında ana yelken – mendil boyutlarında genoa ile devam ettik.

Diğer günlere göre hava sakin, dalga yükseklikleri ise son derece efendi, Jazz’de onu bütün kırma, sökme ve yakma girişimlerimize rağmen çok güzel yol yapıyor.

Toplam 7 saatlik seyirden sonra Turgutreis D-Marin’e girdik.

Yarın tekne tamiri ile geçecek, sonrasında ise gerçek hayat bizleri bekliyor. Ama şimdi teknedeki son gin tonik ile enfes bir güneş batışının tadını çıkarırken bir sonraki turu planlamanın tam zamanı.

JazzSon

Advertisements

One thought on “All That Jazz’in Göcek’ten Bodrum’a gelişi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s